brown etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
brown etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2017 Pazar

Sol Ayağım

Christy Brown Dublin'li bir ailenin beyin felci ile doğan çocuğudur. Doktorlar zihinsel özürlü olduğundan fazla yaşayamacağını düşünse de annesi Christy ile hiç bıkmadan usanmadan ilgilenmeye devam etmiş ve onun farklı bir çocuk olduğunu anlamıştır. Annesinin bu tüm çabaları bir gün sonuç vermiş ve Christy sol ayağını kullanabilmeyi başarmıştır. Bir akşam kardeşi Mona'nın kalemini sol ayağıyla alarak karalama yapması tüm aile halkında şok yaratmış ve çokta mutlu etmiştir. Bununla birlikte annesi Christy'e tüm alfabeyi öğretir ve Christy 'nin yazdığı ilk kelime "anne" olmuştur.
Christy 'nin bir arabası vardı .Bununla hep dışarı çıkarak kardeşleri ve arkadaşlarıyla vakit geçirirdi. Bir gün arabası kırılır ve Christy artık dışarı çıkamaz, dışarı çıkıp oyun oynayanları evden izlemek zorunda kalır. Christy bir gün kendini aynada görür ve görüntüsü hiç hoşuna gitmez sürekli düşünmeye başlar. Sonunda kendinden nefret eder bir duruma gelir. İnsanların ona bakışlarının artık farkındadır.
Christy, 12 yaşına geldiğinde annesi yeniden doğum yapmıştır. Bu süre içerisinde Christy'e bakmaya bir kız gelir. Bu kız Christy'nin ilk aşkıdır. Bu dönemde Christy için resim yapmak en büyük eğlence haline gelmiştir. Christy 15 yaşına geldiğinde ise mahallede ki komşularından Jenny isimli kıza aşık olur. Tabi bu imkansız bir aşktır çünkü Jenny, Christy ile ilgilenmemektedir. Christy bunun dış görünüşünden dolayı olduğunu düşünür.
Zamanla iyice içine kapanan Christy resim yapmayı da bırakır. Bir gün ailesi Christy'i zar zor toplayarak biriktirdiği paralarla Fransa'ya gönderir. Burda ki çocuklar da Christy gibidir. Bu seyahatte Christy'nin güveni yeniden yerine gelir ve eve döndüğünde artık eski Christy'dir.
Bir gün evlerine bir doktor gelir ve Christy'nin sol ayağını kullabilmesinden çok etkilendiğini söyler. Christy'ye fizik tedavi uygulamak ister ve tedavi başlar. Tedavi süresinde Christy'nin homurdanma şeklindeki sesleri de artık konuşmaya döner. Bir gün kardeşi ödevini yaparken yazma konusunda çok zorlandığını Christy görür ve kareşine yardımcı olmak ister. Artık Christy söyleyecek kardeşi yazacaktır. Böylece Christy kendi kitabını yazmaya karar verir ve doktorundan da yardım alarak kendi kitabını yazmaya başlar.
Doktoru, beyinsel özürlüler ile alakalı bir seminer olacağını ve bu seminerde Christy'nin kendi kitabını okumasını ister. Christy bu teklifi kabul eder. Ailesi yerlerinde Christy ise sahnededir. O gece hem ailesi hem tüm seyirciler Christy ile gurur duyar ve onu ayakta alkışlarlar.

22 Nisan 2017 Cumartesi

Cehennem

Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon başından vurulmuş bir halde hastane odasında gözlerini açar. Ne buraya nasıl geldiğini ne de nasıl vurulduğunu hatırlamaktadır. Camdan gördüğü manzara karşısında altüst olan profesör, evinden binlerce kilometre uzakta, Floransa’da olduğunu anlar. Yaşadığı korkunç baş ağrısına eşlik eden tek şey; sürekli kâbuslarında gördüğü kan kırmızısı bir nehrin karşısından kendisine seslenen gümüş saçlı güzel bir kadın ve toprağa baş aşağı gömülü can çekişen bedenlerdir. Langdon gördüğü kâbusları anlamlandırmaya çalışırken kadın bir suikastçı tarafından takip edildiğini, kendine tedavi uygulayan doktorlardan biri gözlerinin önünde vurulunca anlar. Hastanede görevli diğer doktorlardan biri olan Sienna Brooks’un o ölüm kalım anında yardım etmesiyle hayatta kalır. Simgebilim profesörü kendini bir anda ipuçlarını Dante’nin cehenneminde bularak çözmesi gereken korkunç bir senaryonun içinde bulur. Floransa’nın tarih kokan dar sokaklarından Venedik’in muazzam bazilikalarına uzanan semboller zinciri Langdon’ı insanlık tarihini sonsuza dek değiştirebilecek bir mekâna sürükler. Burası üç imparatorluğun merkezi olmuş, insanlık tarihi kadar eski, dünyanın incisi İstanbul’dur. Ve bu şehirde ya insanlık tarihi baştan sona yeniden yazılacak ya da bunu yazacak hiç kimse kalmayacaktır... 
Diz çök kutsal bilgeliğin yaldızlı mouseion’unda ve kulağını yere daya, dinle suyun şırıltısını.
Batık sarayın derinliklerine in, orada, karanlığın içinde bekler khtonik canavar kan kırmızısı sularına gömülmüştür lagünün ki yansıtmaz yıldızları...
Dan Brown, dünyanın birçok ülkesinde çok satanlar listesine giren; Kayıp Sembol, Melekler ve Şeytanlar, İhanet Noktası ve Dijital Kale gibi kitaplarının yanı sıra tüm zamanların en çok okunan romanlarından biri olan Da Vinci Şifresi’nin yazarıdır. New England’da eşi ile birlikte yaşamaktadır.


0